logo

2008 Nisan ayından itibaren kahve sektöründe hizmet vermeye başladık. Hizmet vermeye başladığımız sektörde her zaman daha ileri ve iyi için çalışmaktayız.

Anatolia Home’un öncelikli amacı müşterilerini kaliteli ve sağlıklı ürünlerle buluşturmak Anadolu Misafir Perverliğini müşterilerine hizmet olarak sunmaktır.

 

Blog

Kahvenin Tarihi

Kahvenin ilk ne zaman keşfedildiği ve bir fincan gerçek kahvenin ilk ne zaman içildiği bilinmiyor. Birçok farklı efsane var, fakat Orta Çağın başlarında kahvenin kullanıldığına dair kesin yazılmış kaynak yada kanıt yok. Homeros ve bazı Arap efsaneleri, uyarıcı etkisi olan, gizemli, siyah ve acı bir içecekten söz eder fakat bu gerçek kahveyse bile emin olunamıyor… Kahve, büyük ihtimalle, Etiyopya’da ortaya çıktı, kuzeyden Mısır’a ve antik Yunanistan’a, güneyden de Arap yarımadasına yayıldı.

Efsaneler

Kahvenin kaynağı ve nasıl keşfediği ile ilgili çok sayıda farklı efsane var.

En yaygın efsane, çoban Kaldi, M.S. 600-800 tarihlerinde, Doğu Afrikada, bir gece dağın yamacında hayvanlarına bakarken (modern zamanda Etiyopyadaki gibi) hayvanlarının tuhaf davrandığını farketti. Bunu incelediğinde, onların, çalılıkların yanındaki kırmızı meyveleri yediğine karar verdi. Bunun sonucunda onlar, uyanık kalıyordu, tüm gece, yaşlı keçiler bile etrafta hoplayıp zıplıyordu. Merakla, keçi çobanı, meyvelerden biraz topladı ve tatdı. Bunların kendisini güçlendirdiğini ve daha uyanık tuttuğunu buldu.

Bu esnada manastırın yakınından bir keşiş geçiyordu. Çoban, ona keçilerden bahsetti ve keşiş bu bitkiyi göstermesini istedi. Kaldi, keşişe, grimsi ağaç kabuğu ve parlak yaprakları olan, incecik dallarının üzerinde, yapraklarının alt kısmında, küçük beyaz çiçek demetleriyle karışmış, bazıları yeşil, daha olgun olanları sarı renkte ve diğerleri kiraz renginde ve büyüklüğü, şekli ile tam olgunluğa erişmiş meyve salkımları bulunan, ufak, güzel bir çalı gösterdi.

 

Bu meyvelerin etkisini denemek isteyen keşiş, onlardan bir miktarını toz halinde ezdi ve içecek yapmak için kaynamış suyu üzerine döktü. Bu ilk fincan kahve oldu ancak bu çok uzun sürmedi, her nasılsa, kahve ilk defa kavruldu. İçeceğin etkisi onu tamamen uyanık yaptı ancak onun zihinsel yeteneklerini etkilemedi, keşiş, bu yeni keşfinin ona ve keşiş dostlarına, uzun saatler süren duaları sırasında uyanık kalmalarına yardım edebileceğini düşündü ve bunu manastırına götürdü. Kahve daha sonra manastırdan manastıra yayıldı ve böylelikle daha istenilir hale geldi ve cennetten melekler tarafından inananlara getirilen tanrısal bir hediye sayıldı.

Bu efsane muhtemelen Avrupa kaynaklıdır, çünkü Arap kahve geleneğinde yada efsanelerinde benzer bir hikaye yoktur. En eski yazılı kaynak 1671 zamanında, “Roma Doğu dilleri” profesörü olan, Antoine Faustus Nairon tarafından yazılmıştır.

Arap literatüründe, kahvenin kaynağına dair birçok farklı efsane var. En bilineni, Baş melek Cebrail’in, (Hz.) Muhammed’e, ona daha fazla güç ve dayanıklık vermesi için kahve sunmasıdır.

Diğer bir ünlü Arap efsanesine göre, 1258’lerde Şeyh Ömer’in, Moha limanı şehrine girmesi yasaktı. Gezileri sırasında, bazı meyveler topladılar ve suda kaynattılar. Hazırladıkları içki birdenbire onlara güç verdi ve sihirli meyvelerin hikayesi Moha limanındaki cüzzamlı koloniye yayıldı. Kahve cüzzamlıları iyileştirdi ve Seyh Ömer Moha limanına kahraman olarak döndü.

Araplar

Kahvenin nerede ve kimin tarafından keşfedildiği hala bilinmiyor, kahve bitkileri Afrika’da ortaya çıktı, Yemen, Arabistan ve Mısır’a yayıldı, muazzam şekilde gelişti ve populer günlük hayata girdi. Yabani kahve, bugün halen Etiyopya’da bulunmaktadır. Yemen’in büyük limanı, adı kahve ile eş anlamlı olan Moha (şimdi Al Mukha), kahve ticaretinin merkezi haline geldi. Kahve, 15. yüzyıldan hatta muhtemelen bundan çok daha önceden beri, Yemen’de yetiştirilmektedir.

Başta, Yemen’in otoriteleri, kahve içilmesini desteklediler, bunun, tomurcukları ve yaprakları uyarıcı olarak çiğnenen ve aşırı yan etkisi olan Kat’a nazaran daha iyi olduğu düşünüldü. İlk kahvehane, Mekke’de açıldı, bunlara ‘kaveh kanes’ deniliyordu. Bunlar, hızla Arap dünyasına yayıldı ve satranç oynanan, dedikodu paylaşılan, şarkı söylenip dans edilen ve müzik yapılan, başarılı yerler haline geldi. Konforlu dekore edildiler ve herbiri kendine özgü karaktere sahipti. Kahvehaneye benzer hiçbir şey daha önce var olmadı: toplum ve ticaretin, rahat ortamda yönetilebildiği ve kahve fiyatları ile herkesin gidebildiği bir yerdi.

Arap kahvehaneleri, daha sonra, politik aktivitelerin merkezi haline geldiğinden yasaklandı (ilk olarak 1511’de Mekke’de). Kahve ve kahvehaneler, birkaç on yıl içnde birçok kez yasaklandı fakat yeniden ortaya çıktılar. Sonunda, kahvehanelere ve kahveye vergi koyularak, çözüm bulundu.

Araplar kahvelerini, bütün meyvayı, uzun süre, suda kaynatarak hazırladılar. Sonucunda oluşan içeceğe, meyvenin tatlı dış tabakasının ismi olan ‘qishr’ denildi. Kahve çekirdekleri, muhtemelen, ilk olarak 16. yüzyılın başında, Türkiye’de kavruldu. 16. yüzyıl boyunca, kahve içecekleri bulunuyordu, İtalyan botanikçi Prosper Alpinus tarafından,1592’deki Mısır gezisinde, kaydedildi.

  1. yüzyılın sonunda, siyah kahve, tüm Arap dünyasına yayıldı ve en popüler içecek oldu.

Avupada kahve

Kahve çekirdeğinin ilk tanımı, 1574′ de ünlü Hollandalı botanikçi Carolus Clusius (aynı zamanda laleyi Avrupa’ya götürdü) tarafından yazıldı. Clusius, kahve çekirdeklerinin Mısır’da İskenderiye’den geldiğini bilen bazı İtalyan meslektaşlarından çekirdekler hakkında bilgi aldı.

1582’de Alman Leonart Rauwulf, Amsterdam’dan, Levant’a yaptığı gezilerini yayınladı. O, Avrupa’da ilk defa, Arap kahve içme geleneğini ve Arap kahvehanelerinin var oluşunu anlattı. 1592’de, Avrupa’da, Venedik’de, yukarda bahsedilen Prosper Alpinus tarafından, kahve ağacının ilk resmi yayınlandı.

Hollandalı Doğu Hindistan Şirketi (VOC), 1616’da Moha limanından ticarete başladı ve 17. yüzyılın ilk yarısı boyunca, Hollanda, Arap dünyası ve Asya ile kahve ticareti yaptı. O dönemde, Avrupa’da kahve talebi yoktu.

  1. yüzyılın başlarında, kahve, Viyanalı tüccarlar tarafından Avrupa’ya ithal edildi. Başta kahve, limonata satıcıları tarafından satıldı, tıbbi özelliklerinin olduğuna inanılırdı. Avrupa’daki ilk kahvehane, 1683’de Viyana’da açıldı, en ünlüsü olan Caffe Florian, Piazza San Marco’da 1720’de açıldı. Burası günümüzde halen açık.
  2. yüzyılın sonlarında kahvehaneler Avrupa’nın her yerine yayıldı ve Hollandalı, İngiliz ve Fransızlar, farklı Arap limanlarından kahve ticareti yapmaya başladılar.

O zaman, bütün kahveler Arap ülkelerinden ithal edilirdi, çünkü verimli kahve çekirdeklerini satmak yada ticaretini yapmak yasaktı. Yeşil çekirdekler (dış kabuklar olmayan meyveler) yada kavrulmuş çekirdekler verimsizdir.

  1. yüzyılın başlarında, ilerleyen Avrupalı botanistler, kahve bitkisini, satmak için değil bilimsel amaçlar için almaya çalıştılar. Yalnız, 1690’lara gelindiğinde, kahve, Avrupa’da çok popüler oldu ve Arap ülkeleriyle olan politik problemler kahve ithalatını tehdit etti, farklı Avrupa ülkeleri, kahve bitkisini, ticaret amaçlı almaya çalıştı.

Hollanda kahvesi tüm dünyayı fethetti

Canlı kahve ağacını yada çekirdeğini elde etme yarışı, sonunda Hollandalılar tarafından kazanıldı. Hollandalı Doğu Hindistan Şirketi’nin(VOC) bulunduğu Malabar’da (Hindistan) çok benzer kahve bitkileri buldular. Kahve bitkileri, 1696’da Hollandalı Malabar valisi tarafından Batavia’daki (şimdiki Jakarta, Endonezya) arkadaşlarına ve meslektaşlarına gönderildi. 1699’da bitkiler yok olmak üzereydi fakat 1704’de bitkiler çok güzel büyümeye başladı, vali, elde ettiği tohumları ticari amaçla, Java’da ekmeye başladı. Yaklaşık bir asırdan beri kahve ticareti yapan VOC, aynı zamanda, bitkileri nasıl ve nerede yetiştirileceği ile ilgili bilgiyi toplamıştı.

1711’de, 450 kg civarındaki ilk kahve, Java’dan Avrupa’ya ihraç edildi. On yıl sonra, ihraç edilen miktar 60.000 kg’a çıktı.

1706’da, ilk canlı bitki Batavia’dan Amsterdam başkanına hediye olarak gönderildi. Başkan, bitkiyi yerel botanik bahçesindeki serada yetiştirmeye çalıştı. 1713’de ilk Avrupalı kahve bu tek ağaçtan toplandı. 1711 ve 1724 arasında, Amsterdam bahçesi, diğer birçok Avrupalı botanik bahçelerine kahve ağacı sattı ve 1714’de Amsterdam şehri, kahve ağacını, Avrupa’nın o zamanki en güçlü Kralı olan Fransız Kral XIV. Louis’e armağan etti. Ağaç, Jardin des Plantes’ e dikildi, turistleri cezbeden ünlü bir ağaç haline geldi.

Bu bitkinin tohumları, Fransız adası olan Karayib’deki Martinik’e ve oradan sonra Güney Amerika’nın diğer yerlerine ihraç edildi. Ağacı Yeni Dünya’ya ihraç edenler yalnız Fransızlar değil, aynı zamanda Hollandalılar, 1712’nin başlarında, Güney Amerika’daki sömürgesi Surinam’da kahve yetiştirdi. 1718’de Surinam kahvesi Hollanda’ya ithal edildi. Martinik’deki ilk mahsül 1726’de ihraç edildi.

1715’de kahve, Surinam’a çok benzer olan Haiti ile tanıştı. 1727’de kahve Kuzey Brazilya’da yetiştirilmeye başladı, fakat kötü hava koşulları mahsülü aşamalı olarak değiştirdi, ilk Rio de Janeirove son olarak (1800-1850) San Paolo eyaletinde ve Minas’da kahve ideal ortamını buldu.

1730’da İngilizler, Jamaika’yı kahve ile tanıştırdılar, günümüzdeki en ünlü ve pahalı kahve Blue Mountain’de yetiştirildi. 1825’de, Havaii ilk defa kahve yetiştirdi, burada sadece US kahvesi üretildi. 19. yüzyılda kahve Afrika’daki Avrupa’nın sömürgelerine (yeniden) tanıştırıldı.

  1. yüzyıl ortalarına kadar, dışarıda yetiştirilen çoğu kahve, 1699’da Jakarta’daki Hollandalı tarafından ithal edilip yetiştirilen birkaç tohum, Arap kaynaklıdır.
Kahve Eviniz
a
s

No Comments

Post a Comment